Siyasal Bilgiler Fakültesi

Siyasal Bilgiler Fakültesi Tez Sunumları XI Gerçekleştirildi

05.10.2021

5 Ekim 2022 tarihinde Siyasal Bilgiler Fakültesi Toplantı Salonunda Arş. Gör. M. Habib Saçmalı University of California, Davis Tarih Bölümünde bitirmiş olduğu "Sunni-Shiite Political Relations in the First Half of the Eighteenth Century and Early Modern Ottoman Universal Caliphate" başlıklı doktora tezine dair bir sunum gerçekleştirdi. Dekanımız Prof. Dr. Hamdi Genç'in de katıldığı programı Fakültemiz öğretim elemanları takip ettiler.

Teze dair tanıtıcı bilgilerden sonra hilafet ve Osmanlı-Safevi ilişkilerine dair literatüre değinen Saçmalı, Osmanlı padişahlarının hilafet unvanını siyasi manada sadece 16. yüzyılın ilk yarısında (Selim I ve Süleyman I) ve 19. yüzyılın ikinci yarısında (Abdülhamid II) kullandıkları şeklinde genel bir kanaat olduğunu belirtti. Osmanlı-Safevi siyasi ilişkileri konusunda ise literatürün, Sünni-Şii mezhep farkını Osmanlı-Safevi ilişkilerinin düşmanca olmasının esas unsurlarından biri olarak kabul ettiğini aktardı.

Bunun ardından tezde her iki alanda da farklı iddialar olduğunu söyleyen Saçmalı, bunları şöyle özetledi: "Birincisi, Osmanlı padişahları 17. ve 18. yüzyıllarda da hilafet iddialarını siyasi manada sürdürmüşlerdir. Fakat evrensel liderlik iddiası söylemde devam ederken, 16. yüzyıldan farklı olarak pratikte bölgesel bir fonksiyon icra etmeye yöneliktir. İkincisi, Osmanlı ve Safeviler arasındaki mezhep farklılığı, muhtemel bir Sünni-Sünni komşuluğa nazaran, daha az çatışmacılığı temin edebilen bir faktör olmuştur."

Saçmalı, on altıncı yüzyıl sonrası Osmanlı-Fas ve Osmanlı-Babür ilişkilerinden örnekler vererek, Sünni devletler arasındaki ilişkilerde, birlikten ziyade siyasi rekabetin ana unsur olduğunun altını çizdi. Mevzubahis rekabetin kendisini bilhassa hilafet iddiasında dışa vurduğunu ve hükümdarların birbirlerine karşı “en büyük/üstün halife” olma iddiasını sürdürdüklerini dile getirdi. Saçmalı, on sekizinci yüzyılın ilk yarısında Şii Safevi devletinin yıkılması sonrası İran'da kurulan iki Sünni hanedan (ilki 1722-29 arası Afganlar, ikincisi 1736-47 arası hüküm süren Nadir Şah) ile Osmanlı devleti arasında savaşlar yaşanmasının temelinde Sünni hanedanlar arasındaki rekabetin yattığını iddia etti. Osmanlı Devleti ile İran'da kurulan her iki yeni Sünni hanedan arasındaki mücadelede hilafet tartışmalarının merkezi bir yerde bulunmasını, bilhassa hilafet iddiasıyla görünürlük kazanan bu üstünlük rekabetinin önemli delillerinden birisi olarak sundu.

Sünni hanedanlar arasındaki rekabetin Osmanlı sultanları için birincil bir tehdit olduğunu belirten Saçmalı, bu sebeple İstanbul’un özellikle 1630lardan sonra Osmanlı-İran barışının tesisiyle Sünni bir komşudan ziyade meşruiyet açısından kendisine daha az tehdit oluşturan Şii Safevileri tercih ettiğini öne sürdü. Bu bağlamda, Safevi Devleti’nin Babürler, Özbekler gibi daha doğuda yer alan güçlü Sünni hanedanlara karşı bir kalkan görevi gördüğünü belirtti. Bu koruma sayesinde Osmanlı padişahlarının yüzyıllar boyunca “rafızi” olarak niteledikleri ve Osmanlı Sünni tebaasının çoğunluğu tarafından “gayrı-meşru” addedilen Safevi hanedanına karşı nispeten “alternatifsiz” bir konumda olduklarını öne sürdü.

1722 senesinde Şii Safevi Devleti’nin yıkılmasıyla bu “meşruiyet kalkanının” ortadan kalktığını ve yeni gelen Sünni hanedanların imparatorluğun özellikle Doğu bölgelerinde Osmanoğlu hanedanı için eşit dini-siyasi meşruiyete sahip alternatifler oluşturduğunu iddia etti. Bu alternatif olmanın İstanbul’da acil bir tehdit olarak algılandığının altını çizen Saçmalı, Osmanlı-Afgan (1726) ve Osmanlı-Nadir Şah (1743-45) arasındaki savaşların temelinde bu tehdit ve rekabetin yattığını öne sürdü. Mevzubahis meşruiyet tehdidi ve Sünni rekabeti sebebiyle, Osmanlı Devleti’nin İran’da yeni kurulan Sünni devletlerle yaptığı savaşları, Safevi şehzadeleri olan Tahmasb ve Safi Mirza’yı (her ne kadar düzmece dahi olsa) başa geçirmek ve Şii Safevi Devleti’ni yeniden kurmak için yaptığını öne sürdü. Bu çerçevede, İstanbul-İsfahan ekseninde 1639 sonrası kurulan güçlü barış dengesinin altını çizen Saçmalı, mevzubahis coğrafyada ele alınan dönemde belirli bir güç dengesi ve barışı tesis etmiş olan Sünni-Şii komşuluğunun, Sünni-Sünni komşuluğuna nazaran daha az çatışmacılığı temin eden bir faktör olduğunu öne sürdü.

Sunumun ardından soru-cevap kısmıyla devam eden program, genel değerlendirmelerle sona erdi.